Trabzon’da dün akşam meydana gelen 3.7 şiddetindeki deprem birçok bölgede paniğe neden oldu.
KTÜ Jeofizik Mühendisliği Bölümünden Prof. Dr. Nilgün Sayıl, dün akşamki depremle ilgili açıklamalarda bulundu.
Karadeniz fayının aktif olduğunu belirten Sayıl, zemin yapısının depremin şiddetini arttırdığını belirtti. Trabzon’da son zamanlarda dolgu alan sayısının arttığını, bu durumun da risk oluşturduğunu belirten Prof. Dr. Sayıl, “27.01.2026 tarihinde Karadeniz’de, Trabzon kıyılarına yaklaşık 20 km uzaklıkta ve yerin yaklaşık 10 km derinliğinde saat 23:25:50’de meydana gelen magnitüdü yani lokal büyüklüğü (ML) 3.7 ve moment büyüklüğü (Mw) 3.6 olan hafif şiddette (MSK şiddet cetveline göre) sığ derinlikte bir deprem, Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Mühendislik Fakültesi Jeofizik Mühendisliği Bölümü deprem kayıt istasyonunda da kaydedilmiş ve şehrimizde özellikle sahil kesimlerinde daha şiddetli olmak üzere yaklaşık 100 km çapında bir bölgede hissedilmiştir. Karadeniz Bölgesi’nde son dönemde artan bu deprem aktivitesi ve belirgin hissedilme derecesi, bölgede yaşayan halk tarafından da endişeyle karşılanmıştır.
Karadeniz ve çevresi, düşük depremselliğe sahip bir bölge olarak tanımlanmaktadır. Bölge depremleri, sığ odaklı olup kabuksaldır. Sıkışma tektoniğinin belirgin olduğu kuzeydoğu kıyılarında, bindirme mekanizmasına sahip depremler oluşmaktadır. Karadeniz Bölgesi, çok kompleks tektonik birimleri içinde barındırmaktadır. Özellikle Kafkaslar, önemli sıkışma bölgesidir ve bölgede büyük ölçekte transform faylar, sıkışma tektoniği ve buna bağlı bindirme türü faylar etkili olmaktadır.
Karadeniz’in kıyı kesimlerini ve dolayısıyla şehrimizi etkileyen doğudan batıya doğru uzanan Kuzey Anadolu Fay Zonu (KAFZ) ve kuzeyden de sahile paralel uzanan Karadeniz Fayısıralanmaktadır. Güneyde bulunan KAFZ çok aktif, Karadeniz Fayı ise yavaş hareket eden bir faydır. Magnitüdü 7.0’nin üzerinde deprem üretme potansiyeli olan KAFZ’ın, ilimize en yakın mesafesi 100-150 km’dir. Bu fay üzerinde, bu büyüklükteki depremler meydana geldiğinde Trabzon ve çevresi, özellikle sahil kesimi gibi zayıf (gevşek) zemin özelliğindeki yerler de bu depremleri, oldukça şiddetli bir şekilde hissedecektir. Zira KAFZ üzerinde meydana gelen ve Türkiye’de yaşanan en büyük depremlerden olan 1939 Erzincan Depremi (magnitüdü 7.9) Trabzon’da da hissedilmiş, yıkıma ve ölümlere (AFAD verilerine göre 12 kişi ölümüne, 318 binanın yıkılmasına) yol açmıştır.
Karadeniz Bölgesi’nde Meydana Gelen Aletsel Dönem (M ≥ 5.0) Deprem Aktivitesi’nebakıldığında; 3 Eylül 1968 tarihli Bartın Depremi (Ms=6.5 büyüklüğünde) ve 23 Aralık 2012 tarihinde Karadeniz (Gürcistan) açıklarında meydana gelen Mw=5.8 büyüklüğündeki deprem;bölgenin pasif olmadığını, çok sık olmasa da deprem ürettiğini ve son yaşanan küçükdepremler de aktivitenin süreceğini göstermektedir.
Türkiye’nin “Yeni Deprem Tehlike Haritası”nın oluşturulmasında kullanılan jeofizik parametrelerden olan yer çekimi ivmesi hesaplamalarına göre, Trabzon’da beklenen en büyük yer ivme değerleri ortalama 0.2g civarındadır. Bu ivme değerleri ilimizin “Düşük Tehlike” Kategorisi’nde olduğunu göstermektedir. Ancak yer ivmesi değeri (g) gevşek zeminlerde ve dolgu alanlarda çok daha fazla büyüyecek ve depremin daha şiddetli hissedilmesine neden olabilecektir. İlimizde son yıllarda, deniz dolgu alanlarında ve alüvyonal arazilerde yapılaşmanın çoğalması, riskleri daha da artırmaktadır. Bu sebeple özellikle Trabzon’un sahil kesimde bulunan dolgu ve alüvyon alanların, deprem büyütmesine neden olabilecekleri dikkate alınarak yapı stoklarının güvenliklerinin sorgulanması gerekmektedir. Yerel yönetimler tarafından mikrobölgeleme çalışmaları yapılarak depremde riskli alanların ve riskli binaların belirlenmesi, bu kapsamda kentsel dönüşüm ve güçlendirme işlemleri uygulanarak yapıların, depreme karşı güvenli hale getirilmesi sağlanmalıdır.” Uyarısında bulundu.










